13 Aralık 2009 Pazar

bekliyorum sevgilim.....


İyi hissediyorum kendimi bir süredir. hayatımdaki varlığını bilmek mutlu ediyor belki de bilmem ki.. o kadar hızlı ki konuşman, gözlerinin içine bakarak, kalbimin tam içinde hissederek seni,ayırt etmeye çalışıyorum kelimelerini. hikayelerin nasıl mutlu ediyor beni. tam ortasındayım aslında bir çıkmazın.. benim mi olmalısın tamamen, yoksa kaybetmemek için seni, fanusta mı tutmalıyım anı, çözemiyorum. hazır olmadığını biliyorum oysa. İlk gördüğüm gün 'tamam işte bu' demiştim. nesli tükenmekte olan, hatta korunmaya alınması gereken cinstendi bu adam. nasıl yazılır bunca aşk şarkısı.. yaşanmadan yazılmaz ki.. şimdi her aşk şarkısında aklıma düşen bir çift göz artık. hata ettim belki duygularımı paylaşmakla.. erkendi belki mevcut düzende.. düzen mi? o ne ki? gözyaşlarımı silmen bile nasıl bağlıyor beni sana.. tamam dediğin gibi olsun, ama bırakma sen hiç ellerimi.. kocaman gülüşün hep olsun hayatımda. konuşurken çözemediğim kelimelerin hep çınlasın kulaklarımda.. her telefonunda yarım yamalak ingilizcenle güzel şeyler söyle sen bana yine. hep gülelim seninle her zamanki gibi.. yine sürsün sohbetlerimiz sabahlara kadar.. tamam dediğin gibi olsun herşey.. gün gelip bunları söyleyeceğim gelmezdi aklıma.. bekliyorum sevgilim.. çünkü seviyorum seni..

21 Kasım 2009 Cumartesi

klibim olsun benim deeee _____


Bozdum kafayı,klip sektörüne gircem ben de ya.. Benim de göz süzdüğüm,ellerimi, kollarımı amaçsızca sağa sola savurduğum, emo bakışı attığım, saçlarımı savurduğum bi klibim olsun yaaa.. Bu işte favorim Petek abla.. o ne keskin hareketlerdir, o ne dişi kartal bakışıdır avına kenetlenmiş, o ne şaşaalı kostümlerdir, bi de duvarlarla halvet olması vardır ki, peehhh...

Klip yönetmeni de olabilirim hatta. Zira ezberledim artık klasik klip sahnelerini.. Erkekse ses sanatçımız efenim, klipte mutlaka dekolteli, minicik şortlu bacılarımın olması ve lambada türevi dans şovu yapmaları gerekir. Bu konuda da İsmail YK abimizi tek geçerim. Bu kadar embesil şarkılara, bu kadar profesyonel klip.. benim diyen çekemez yaw.. Kadınsa eğer pek muhterem ses sanatçımız, şarkısını icra ederken aynı Petek ablamız gibi hafif flamenko tadında hareketlerle kameraya her açıdan göz süzüp arz-ı endam eylemesi gerekir. Konulu klip olmasına da gerek yok ayrıca.. Bir kısmı siyah beyaz, çoğu hareketli kamera çekimleri, bol kostümlü, çokça dansımsı seksi akrobatik hareketlerle klibi bitiririz bi günde işte..

Ben de istiyorum bana ne, ben de istiyorum...

10 Kasım 2009 Salı

MÜŞFİK KENTER'den......


Hep bir yerlere,bir şeylere yetişme telaşındasınız değil mi?

Hiç vaktiniz yok; 'fast life','fast food','fast music','fast love'...

Dikte ettirilen 'yükselen değerler,''in'ler,'out'lar..

Buna benzer bir odada,şanslıysanız gökyüzünü görebilen bir pencere ardında bitecek hepsi.

Dostluğu klavyelerinde,yaşamı monitörlerinde arayanlar,size sesleniyorum!

Hangi tuş daha etkilidir ki sıcacık bir gülüşten ya da hangi program verebilir ki bir ağaç gölgesinde uyumanın keyfini?

Copy-paste yapabilir misiniz dalgaların sahille buluşmasını?

İçinizi ısıtan gün ışığını gönderebilir misiniz maille arkadaşlarınıza?

Sevgiyi tuşlarla mı yazarsınız?

Öpüşmek için hangi tuşlara basmak gerekir?

Ya da geri dönüşüm kutusunda saklanabilir mi kaybolan zaman?

Doğayı bilgisayarlarına döşeyenler,neden görmezsiniz bahçedeki akasyanın tomurcuklandığını?

Ve ıslak toprak kokusu var mıdır dosyalarınızın arasında?

Koklamak,duymak,dokunmak,yok mu yaşam skalanızda?

Bilgi toplumu oldunuz da,duygu toplumu olmanıza megabaytlarınız mı yetmiyor?

09 Kasım 2009 Pazartesi

iç seslerin çıldırtan halleri ___


derin mevzular bunlar. hiç girmeyelim. yok yani maksat canımız sıkılmasın. örtüveririz üstünü olur gider. yaşamak bir sanat gerçekten. yaşayabilmeyi öğrenmek hele. o üstün yetenek. hiç yetenekliyim diye de geçinme.

ama ben bu işe çok emek verdim mi dedin? canım çok derinden geliyor sesin. inan hiç duyamıyorum. sen bunu haketmedin mi? bak yine gitti bağlantı. ama sistemde aksaklıklar var öyle mi? canım biz bunları biliyoruz. ama duymak istemiyoruz. sistem tıkır tıkır işliyor. sen farkında değilsin.

ama biz bu ilişkiye çok emek verdik mi dedin? dudak okuyamıyorum henüz. wallahi bişicik anlamadım. sonu yok, üzmeyelim birbirimizi.. hııı bak duydum şimdiiii...

seni anlıyorum. istersen bunları votkamızı yudumlarken konuşalım. nuri alço mu gelen acep ben farketmedim..

oh olsun başına gelen.. gerçekten başkasının mutsuzluğu mutlu eder mi insanı?

kızım aç gözünü , kafanı kullan.. ama ben boş mu yaşadım şimdiye kadar ?

wallahi ömür uzatırsın sen bu neşeyle.. hadi canım faydam hep başkasına nedense..

kırık döküküm yine.. parça pinçik, lime lime sanki içim.. toplayıp yapıştırıyorum bir köşede....

elleşmeyin.. yol verin.. bi delirip gelicem ...

13 Ekim 2009 Salı

tevazunun kime faydası olmuş bilen beri gelsin....


artık böyle mi bilmiyorum ama ebeveyn denen kitlenin bizim kuşağın çocuklarını neden alçakgönüllü,saygılı, pek bi muteber yetiştirdiklerini anlamış değilim..babam tam bir görev adamıydı mesela.. herkese ama herkese saygı göstermemizi isterdi..bu sebepten azarlardı da hep oluır olmaz yerde.. akrabaya hele bağlılık anlaşılmaz boyutlardaydı..hala da öyle ..anlamış değilim.. oysa herkes kendi derdinde,hayatında.. herkes kendi çıkarları peşinde, ona buna omuz atıp geçerken,ki buna pekl saygıdeğer akrabalarım da dahil.. ee benim saygı duruşum niyee..

91 den beri iş hayatındayım.. tecrübeyle sabittir.. ne kadar uyanık, ne kadar iş bitirici (ki bu işi bitirirken sonunda başarı ve dolayısıyla ödül varsa her yol mübahtır), ne kadar bencil,umarsız ve ataksan o kadar çok yol alıyorsun.. sonuçta yaptığın işi ,kullandığın yöntem ne olursa olsun bitirip,bi de üstüne allayıp pullayıp iyi pazarlayabiliyorsan başarılısın.. kendini pazarlayabilmek de dahil buna..

sen yırtın dur orda ekibimle yaptım,takım arkadaşlarımla
başardım, başarı hepimizin... tırı vırı tırı vırı..yok yaa ..bak yanında oluşan toz bulutunu gördün müü... nanik yapıyolar sana onu da gördün müü... sonra da performans değerlendirmelerinde yırt kendini başkalarının altına imzasını attığı,ama başından sonuna senin kotarıp başardığın projeleri sahiplenmeye çalış.. canım geçmiş olsun..

yani babacım..yanlış öğretiler bunlar.. çocuklarınıza iyi bir üniversite öğrenimi sağlayabilirsiniz..ama çantasına hayatı boyunca kullanacağı kişisel özellikleri de koyamıyorsanız, şu iğrenç kapitalist düzenin dişlileri arasında orasını burasını kaptırmamaya çalışarak, ayakta kalmaya çalışır durur.

haa hayat çok mu kolay.. sen çok mu kolay yaşadın babacım,anacuumm.. yok demem o değil tabi kii.. hiçbirimiz ağzımızda gümüş kaşıkla doğmadık..ama ama ama bak görüyosun be babacım..olmuyo işte tevazuyla, olmuyo saygıyla,alçakgönüllülükle... hep bir adım öne çıkıp BEN demen gerekiyor artık.. hep kollarını iki yana açıp geçmeye çalışanı engellemen gerekiyor artık.. hep sana omuz atana yumruk indirmen gerekiyor artık..

Kim ben mii... ah be babacım.. yapabilsem sana dert yanar mıydım hiç böyle..ama deniyorum valla.. ama kibarca.. 'PARDON SİZE AZ SONRA BİR OMUZ ATICAM. AMA İNANIN İSTEYEREK DEĞİL..MAALESEF DÜZEN BÖYLE.. AMA CANINIZ ACIRSA LÜTFEN SÖYLEYİN.. BİR DAHAKİNİN ŞİDDETİNİ ELİMDEN GELDİĞİNCE AYARLAMAYA ÇALIŞIRIM..!'

haahhhaaa... ay ben bile çok güldüm kendime...

14 Eylül 2009 Pazartesi

saçmalamaca...


Evet haklısın belki..şu cep telefonu denen meret öldürüyor aslında tüm iletişimi.. eskiden, çok eskiden yani, bizim zamanımızda hatta, yoktu telefonlarımız model model cebimizde. ulaşılabilirdik yine de.. merak ederdik birbirimizi.. tut ki görüşmedik bir hafta.. dedin ya hani konuşacak bişeylerimiz olurdu.. anlatırdık heyecanla, dinlerdik birbirimizi sarılarak, koklayarak hem de.. sen anlatırken ben mimiklerini kaçırmamaya çalışırdım. arada susturup seni bir öpücük kondururdum dudaklarına.. ben anlatırken en ince detayına kadar heyecanla, sen saçlarımı okşardın usulca..

mahremiyeti kalmadı kimsenin sanki haklısın.. tuvalette ne kadar kaldığına kadar biliyor herkes sevgilisinin.. günde onbeş kez konuşarak uzaklaşıyor mu insanlar birbirinden.. konuşmuş olmak için yapılan konuşmaları sevmiyorum.. çünkü aslında bu bir konuşma değil dedin ya hani.. peki nasıl alacak sesindeki sıcaklığı sevgili..

ilişkileri konuşmak saçma. nasıl gidiyoru konuşmak saçma.. nasıl olmalıyı konuşmak daha bi saçma.. yaşa gitsin be kuzum.. kıyaslama zati öncesi,sonrası.. maç mı izlemek istedin.. hem de bir hafta görüşemeyip, görüşebileceğimiz günde mi hem de..
ne yapmak istiyorsa onu yapmalı sevgili..

iletişimi bozduğunu düşündüğü ne varsa yok etmeli sevgili.. biten bir aşkı sorgulamak daha mı keyifli... pekiiiii...

sevemedim uçuklarımı..sevmek zorunda mıyım ayrıca..?



Uçuklarım dudaklarımda yeni yapılmış silikon takviyesi edasıyla yer bulmuş durumda..doktorumun dediğine göre direncimin düştüğü,düzgün beslenmediğim zamanlarda olurmuş bu.ee ben de yılda dört beş kez oluyor zati bu..dengeyi çok sık bozuyorum demek ki.hani kendini sev,bedenini sev,falan filan hikayesi vardır ya..ee tamam severim kendimi,pek dişiyim,pek havalıyım zannımca..emme bu nedir yaw..sevmem gayrı..bi de nasıl kaşınıyor gerildikçe.

ne tuhaf vücudun tepkileri..tozlu ortamda burnumun kaşıntısından ölürüm.bi tarafında yara,bere,kesik gördüğümde birinin benim de aynı yerim sızlar.çok kaptırarak kendimi izliyorsam bişeyi embesil gibi düşer alt dudağım,çenem..saçlarımı topladığımda hemen baş ağrım tutar.asimetri takıntım var..pek bi düzgün olcak bulunduğum ortam..kusan birini gördüğümde ben de öğürmeye başlarım..biraz daha kalırsam aynı ortamda beraber kusmaya başlıyoruz zatii..

ee pek bi takıntılı gördüm kendimi..raporlu olup evde ve hasta olmanın psikolojisiyle de pek bi iğrençleşti bu yazı...uçuk,kusmuk falan..

gidem gari ben..sentetik,rengarenk ilaçlarımı alıp acuk dinlenem..
Related Posts with Thumbnails
derinlerdeyim... © 2008 | Coded by Randomness | Illustration by Wai | Design by betterinpink!